Mükemmel Olma Çabası Sizi Tüketiyor mu? Kusurluluğu Kucaklama Sanatı

Günümüzün hızla akan dünyasında başarı çoğu zaman kusursuzlukla eş anlamlı tutuluyor. Sosyal medyada parlatılan hayatlar, iş dünyasındaki bitmek bilmeyen rekabet ve çocukluktan itibaren omuzlarımıza yüklenen en iyisi olma baskısı… Birçoğumuz farkında bile olmadan hayatımızı görünmez bir jüriye beğendirmeye çalışarak yaşıyoruz.
Eğer siz de sürekli bir şeylere yetişmeye çalışıyor, en ufak hatanızda kendinizi acımasızca eleştiriyor ve ne yaparsam yapayım hiçbir zaman yeterli değilim hissinden kurtulamıyorsanız, mükemmeliyetçilik tuzağına düşmüş olabilirsiniz.
Başarı Motivasyonu mu, Kaygı Kalkanı mı?
Toplumda mükemmeliyetçilik genellikle çalışkanlık ve azimle karıştırılır. Oysa psikolojik açıdan baktığımızda aşırı mükemmeliyetçilik bir başarı motivasyonu değil; yetersizlik korkusunu, onaylanmama kaygısını ve eleştirilme endişesini saklamak için giydiğimiz ağır bir zırhtır.
Şema Terapi ekolünde bu durum genellikle yüksek standartlar veya kusurluluk şemalarıyla açıklanır. Çocukluğunda sadece başarılı olduğunda, uslu durduğunda veya yüksek notlar aldığında sevgi görmüş, koşullu sevgiyle büyümüş bireyler yetişkinliklerinde de eğer mükemmel olursam kimse beni eleştiremez, kimse beni terk edemez inancını geliştirirler.
Hayatın İçinden Mükemmeliyetçilik Senaryoları
Bu yorucu çaba hayatımızın tek bir alanında kalmaz, her yere sızar. Yeni bir beceri öğrenirken aldığınız ufacık bir hatada bile kendinize tahammül edememek, öğrenme sürecinin doğal parçası olan tökezlemeyi başarısızlık olarak etiketlemek mükemmeliyetçiliğin ta kendisidir.
Sorumluluklarımızı da bu kusursuzluk beklentisiyle zehirleriz. Başkalarına rehberlik ederken onların tüm başarılarını ve eksiklerini tamamen kendi omuzlarınızda bir yük olarak hissetmek gerçekçi değildir. Karşınızdakinin bireysel sorumluluğunu da üstlenerek kusursuz bir rehber olmaya çalışmak sizi kaçınılmaz bir duygusal tükenmişliğe sürükler.
Bedenin ve Zihnin İsyanı
Sürekli tetikte olmak, hata yapmaktan korkmak ve her detayı kontrol etmeye çalışmak sinir sistemimizi kronik stres altında bırakır. Zihin sürekli daha fazlasını yapmalısın dedikçe beden bir noktada isyan bayrağını çeker: açıklanamayan kas ağrıları, uyku bozuklukları, sabahları enerji bulamama ve eskiden keyif alınan şeylerden zevk alamama.
Kusurluluğu Kucaklama Sanatı ve Öz Şefkat
İyileşme, her şeyi bir anda bırakıp boş vermek demek değildir; iyileşme, kendimize karşı geliştirdiğimiz o acımasız dili değiştirmektir. Kusurluluğu kucaklamak, insan olduğumuzu ve hata yapmanın, yetersiz hissetmenin veya bazen sadece yorgun olmanın en doğal hakkımız olduğunu kabul etmektir.
En yakın arkadaşınız bir hata yaptığında ona nasıl şefkatle yaklaşıyorsanız, aynı nezaketi aynaya baktığınızda kendinize de göstermeniz gerekir. Değeriniz dışsal başarılarınızla veya başkalarını ne kadar memnun ettiğinizle ölçülmez. Siz, tüm kırılganlıklarınızla zaten yeterlisiniz.
Zihninizdeki eleştirel sesi kısmakta zorlanıyorsanız, Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi gibi bilimsel ekollerle bu tükenmişlik döngüsünü kırmak mümkündür. Ankara Etimesgut ve Eryaman bölgesindeki merkezimizde bireysel terapi sürecinize başlayabilirsiniz.
Bu konuda destek almak ister misiniz?
Randevu ve bilgi için iletişime geçebilirsiniz.


